AYET-İ KERİME

http://siyasetnamem.blogspot.com.tr/2017/03/islamin-dunyada-yayilmasindan-korkan.html?spref=fb

31 Mart 2013 Pazar

TEK PARTİ ÇOK PARTİLİ OLURKEN FATURA AĞIR

TEK PARTİ DÖNEMİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDEKİ DİN DÜŞMANLIĞININ ZİRVE YAPTIĞI DÖNEM GİBİ GÖZÜKMEKTEDİR.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Çok Partili Dönemi

1946 yılından itibaren Türk siyasi hayatının CHP dışında 2. bir partinin kurularak seçimlere çok partili olarak gidilmesi ile başlamıştır.

Çok partili hayat 1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulan Milli Kalkınma Partisi ile başlamıştır. Ancak parti İsmet İnönü tarafından kapattırılmıştır. 7 Ocak 1946'da Dörtlü Takrir'e imza atanlar tarafından kurulan DP'nin parti genel başkanlığına Celâl Bayar getirildi. DP, ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeleri savunuyordu.

1950 genel seçimleri'nde Demokrat Parti galip olarak çıkmıştır. Adnan Menderes liderliğindeki DP ilk başlarda çok popülerken 1950'lerin sonlarına doğru yaşanan ekonomik sıkıntılar ve hükümetin antidemokratik uygulamaları nedeniyle sıkıntılı bir döneme girmiş ve 1960 yılında yapılan askerî darbe ile çok partili yaşam kesintiye uğramıştır.{{fact}} Darbe neticesinde dönemin cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve dönemin Başbakanı Adnan Menderes idama mahkûm edilmiş fakat baskılar neticesinde Celâl Bayar'ın cezası müebbede çevrilirken, Adnan Menderes, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu idam edilmişlerdir.
BİRAZDA KOALİSYONLARLA SUÇ FAİLLERİNİN BELİRSİZLİĞİNE YARAMIŞ ÇÜNKÜ HERKES DİĞERLERİNİ KARALAMA POLİTİKASIYLA ÇABA GÖSTERMİŞ.

30 Mart 2013 Cumartesi

SİYASET İSLAM'A MUHTAÇ KARDEŞLİK TEK İLAÇ

PKK'NIN ÇEKİLMESİ


İki başlık çok önemli. Bu işi içerde ve dışarıda provoke etmek isteyenler olabilir. Türkiye'nin güçlü olmasını istemiyorlar. Silahların bırakılması diyorum, bırakılmaması durumunda sıkıntı olur. Biz hep silah değil siyaset diyoruz. Buna yönelik telkinlerde bulunuyoruz.

SİLAHINI BIRAK GİT

Silahsız olarak geçişini yap. Silahını Türkiye’de bırak, silahsız çekil. İster gömsün, ister mağaraya bıraksın ama silahsız gitsin. Bizim güvenlik görevlilerimizin de silahsız insana kurşun sıkacak değil silahını Türkiye'de nereye bırakırsa bıraksın, bırakıp gider. Aksi takdirde bu iş provokasyona çok açıktır. Yasal zemin dendiğinde ise anayasal hükümlere aykırı olamaz. Biz şimdi anayasaya aykırı yasal bir zemin nasıl oluşturalım. Yeni bir Oslo sürecine müsaade etmem. Sınırları geçeceklerse silahı bırakmakla bu mümkün olur. Güvenlik güçlerimiz eli silahsız insanlara silah sıkmaz. Eli silahsız olanların hepsine de terörist diyemeyiz. Türkiye içinde 1500-2000 kişilik bir terörist var. Silah bırakanların nereye gideceğini bilemem. Silahların susması demiyorum, silahın bırakılması diyorum. Operasyonlar dursun deniyor. Operasyonlar nerede durur, silah bırakılırsa. Güvenlik gücü silahlı görürse ne yapacak, müdahale edecek. Bunun için yasal güvence talebiyle geliyorlar. Böyle olmaz. Silah bırakmadan bu süreç olmaz. Ülkemde şu silah bırakma işi gerçekleşmiş olduğu anda Türkiye sıçrayacaktır.

ÖCALAN'A EV HAPSİ

Karşılık değil bir amaç uğruna bunu yapıyoruz. Öyle, al başkanlığı ver şunu, ev hapsiymiş falan filan bunu söyleyen bizi doğru anlamamış. Ev hapsi mev hapsi söz konusu değildir. İmralı'da biz niye bu kadar bedel ödüyoruz. F Tipi'ne alsak her gün toplu mitinglerle mi uğraşacağız. Al başkanlığı ver şunu…. diyenler bizi iyi anlamamış.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Başkanlık sistemini sadece kendi dönemimizde gündeme gelmedi. Daha önce Özal hatta Türkeş tarafından da gündeme getirildi.

ÖCALAN NEDEN BU ÇAĞRIYI YAPTI?

11 metrekarelik odası var. Bu radyo meselesi konusunda biz artık buna bir TV verelim dedik. Biz onu hayata dahil ettik. Kendi takımını hem de Türkiye'deki gelişmeleri artık takip ediyor. Jimnastik yapıyor ve arkadaşlarıyla sürekli görüşüyor. Yaşam koşullarını iyeleştirdik. Benim verebileceklerim bu kadar. Masanın bir ucunda o bir ucunda Başbakan yenilir yutulur gibi bir iddia değil.

DEMİRTAŞ'IN AÇIKLAMALARI

Öcalan ile doğrudan teması kim kuracak? BDP'liler kurmadı mı? Üç kez gittiler. Hala BDP'liler ipe un seriyorlar.

YUNANİSTAN'DA KAMPLAR DAĞITILDI

Yunanistan ile görüşüyoruz. Dedik ki onlara 'sizin orada PKK kampları var' Onlar da dedi ki biz bu kampları dağıtacağız. Dağıttılar ve 14 tane teröristi gözaltına aldılar. Çekilecek terörist sayısı bin 500 ile 2 bin civarında. Nereye gitmek isterlerse gidebilirler. Ben onu bilmem. Benim bildiğim, orayada bambaşka bir hava gelecek. Biz her zaman ne dedik? Silahla değil, siyasetle mücadele edin. 30 yıl mücadele ettiniz ama bir sonuç alamadınız. Orada sağlanacak huzur ülke geneline yayılacak. Orada başlayacak olan yatırımlarla biz sıçrayacağız. Önümüzdeki 2 yıl yerel ve genel seçimler var. Bu süreci başarıyla aşabilirsek o zaman Türkiye’nin önü açılacak.

MALİKİ VE BARZANİ

Irak’ta Maliki hükümetine yönelik gösteriler sürüyor. Sadece Sünniler değil, Şii kesimde de ciddi bir huzursuzluk var. İran’a gelince, İran’ın tavrını kabullenmemiz mümkün değil. Irak Anayasası'sına göre oradaki petrollerin yüzde 17′si Kuzey Irak’a ait. Bunu kabul edemeyen Irak hükümeti, bir takım dayatmalarda bulunarak Bölgesel Kürt Yönetimini sindirme yoluna gitti. Yerel yönetim de bu açığını bizim üzerimizden kapatmaya çalıştı. Bizde hay hay dedik. Şimdi onlarla ticari sözleşmenin içine girdik. Birileri Irak'ta hesap yapıyorsa Türkiye'nin de orada kazan kazan hesabı vardır.

AKİL İNSANLAR

Süreç devam ediyor. Bir iki gün içinde biter. İçinizdeki insanlar bile olabilir. 7'şer kişiden oluşan akil insanlar grubu olacak. Bu kişiler içinde bir kişi başkan olacak. Başkanlarla bire bir muhatap olacağım. Akil insanlar 1 ay içinde işlerini bitirecekler. Masraflarını biz karşılayacağız. O bölgelerdeki STK'ları ziyaret edip, konferanslar düzenleyecekler. Toplumsal algıyı geliştirmek için çalışacaklar. Bakıyorsunuz birileri çomak sokuyor. 'Vur de vuralım, öl de ölelim' gibi.. Bunlar siyasetçiye yakışmıyor. Buradan 'Senin teröristin kötü benim teröristim iyi' sonucu çıkar. Bu böyle olmaz.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI'NIN SÖZLERİ

Diyanet İşleri Başkanımızın İzmir ile ilgili sözlerine karşı verilen tepki haksızlık. Başkan, atadığı müftünün tanımını yapıyor. Kendisine teşekkür etmemiz gerekirken, yeriyoruz. Artık bunları kimse yutmuyor.

YENİ ANAYASA

Mart sonu itibarıyla yeni anayasa çalışması çağrımız sona eriyor. TBMM Başkanı 'bu iş olmuyor' diyecek. Artık alternatiflerle yola devam edeceğiz.

EYALET SİSTEMİ

Güçlü bir Türkiye eyalet sisteminden korkmamalıdır. Eyalet sistemi tarihimizde vardır. Osmanlı'daki azınlıklar konusunda hoşgörüyü yakalamış değiliz. Seçilmiş vali mevzusu 2023 yılının konusu. Osmanlı Kürdistan, Lazistan demiş bizim bunu dememiz gerekmiyor.

AFYON'DAKİ İÇKİ YASAĞI

Afyon'daki konuyu bütün içeriğiyle bilmiyorum. Afyon Valisi mi yaptı bilmiyorum. Kadıköy'de CHP, belirli saatlerden sonra alkollü mekanları kapatma kararı almış. Yanlıştır demiyorum; ancak medyada bu konuşulmadı. AK Partili belediye yapınca kıyamet kopardı. Biz alkolik gençlik istemiyoruz, bunu da Anayasa'ya göre yapıyoruz.

28 Mart 2013 Perşembe

Hepsi geldi Amed'de (Diyarbakır) birikti.....


"Biz neyi istiyoruz. Nasıl bir karar istiyoruz. Güçlerimiz 1999'da çekildiğinde tuzağa düşürüldüler.
Hepsi geldi Amed'de (Diyarbakır) birikti, kuşatılmış halde kendisini buldu. Bir bu sorun var. Kimse sahip çıkmadı, orta yerde kaldı.Sayın Başbakan 'bu defa infazlar olmayacak' diyor. Sözlü söylemle olmaz. Biz daha önce anayasal düzeyde bir takım değişikliklerle geri çekileceğimizi söylüyorduk. Oslo sürecinin tıkınmasının sebeplerinden biri buydu.
Sanki orada birkaç grup var, gel deyince gelirler. 30 yıllık bir grup var, gel demekle gelinmez, ben getiremem. Savaşa inanıyorlar, savaşla sonuca varacağına inanıyorlar. Ben getiremem. Bize zor geliyor, öyle kolay bir şey değil. Geri çekilme konusunda bizim elimizin güçlendirilmesi lazımdır. Geri çekilme için yasal çerçeveye ihtiyaç vardır. Geri çekilmenin basit sıradan bir olay olmadığı, herkesin ikna edilmesi ve bunun pratikleşmesi için özellikle en büyük ikna gücü olan projenin sahibi olan Öcalan'ın devreye girmesi gerekmektedir. Ben hemen ilk etapta 'özgür olsun gelsin devreye girsin' demiyorum. Ama koşullarının oluşturulması ve ilişki kurabilmesi lazımdır. Ben burada sadece içimizde kendi görüşlerimizi ifade etmiyoruz. Apo devreye girmeden bu güçlerin hepsini ikna edip geri çekemeyiz. Sorunlar çıkar."DHA

2013 SONUNA KADAR BU İŞ BİTMELİ
Zübeyir Aydar
-Hükümet bir risk alıyor, bu doğru, biz de alıyoruz. Tayyip Erdoğan gibi risk alan bir kişinin aynı zamanda halkın desteğinden gelen gücünün de bulunması barış içinbüyük  bir şanstır. Bizim tarafta da bu riski Öcalan’dan başka alabilecek güçte başka kimse yok. Bu da bir şanstır. Hükümetin Öcalan’ın işini kolaylaştırması lazım. Bu iş 11 metrekarede sınırlı kalamaz. Bu sürecin durmadan dışarıya mektup yazarak sürdürülmesi zor. Sekretaryaya, danışmanlara, basınla, başkalarıyla görüşmeler yapmaya ihtiyacı var. Elimizi çabuk tutmamız lazım. Bir kaç gün önce Erdoğan “Bu işi 2013 sonuna dek bitirmemiz lazım” dedi. Çünkü 2014 yerel seçim süreci başlıyor. Gönlümden geçen, bütçe görüşmeleri başlamadan tüm aşamaların kat edilmiş olmasıdır. Çekilme, demokratik anayasa, yasal düzenlemeler, geri dönüş ve normalleşme aşamalarını tamamlayabilmemiz lazım.'

27 Mart 2013 Çarşamba

ÖZÜR DEDİ İSRAİL, ŞEHİD'LERE KİMSE SORMADI


İsrail özür diler ama CHP dilemez
Başbakan Erdoğan, “Vur de vuralım, öl de ölelim” sloganına verdiği karşılık nedeniyle MHP lideri Devlet Bahçeli’yi sert sözlerle eleştirdi; İsrail’in yanında olmakla suçladığı CHP’den ise Türkiye’nin özür beklediğini söyledi

"İsrail'in özrü bir taktik"
İsrail’in saldırısına uğrayan Mavi Marmara gemisinde bulunan eski Alman Sol Parti milletvekili, hukukçu, Norman Paech, İsrail Başbakanı Netanhayu’nun Mavi Marmara olayı nedeniyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan özür dilemesini "taktik" olarak değerlendirdi.

İsrail özür diledi çünkü...
'Eğer tebrik edilecek kişi varsa o da Başkan Obama’dır'
İsrail’in telkinle özür dilediğini iddia eden Loğoğlu, “Eğer tebrik edilecek kişi varsa o da Başkan Obama’dır” dedi

"İsrail özür dilese de ilişkiler eskisi gibi olamaz"
İsrail'in Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırıdan üç yıl sonra gelen özrü değerlendiren İHH Başkanı Bülent Yıldırım, "Biz Türkiye ile İsrail'in hiçbir zaman normalleşmesi taraftarı değiliz çünkü; israil'in eli kanlıdır'' diye konuştu.

İsrail özür diledi
ABD Başkanı Obama’nın İsrail gezisinin son gününde Başbakan Erdoğan ve İsrail Başbakanı Netanyahu, 2011’deki Van depreminin ardından ilk defa telefonla konuştu. Görüşmenin ardından Netanyahu’nun ofisi, Mavi Marmara’da 9 kişinin ölümüne neden olan hatalardan ötürü Türk halkından özür dilendiğini ve ölenlerin ailelerine tazminat verileceğini açıkladı.

İsrail özür diledi, Erdoğan kabul etti
2010 yılında Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerinin düzenlediği operasyonda 9 Türk'ün hayatını kaybetmesi ile kopma noktasına gelen Türkiye-İsrail ilişkisinde önemli gelişmeler yaşanırken, başta Başbakan Erdoğan tarafından sık sık dile getirilen "İsrail özür dilesin, tazminat ödesin" talebine olumlu yanıt geldi.


İSRAİLİN GERÇEK YÜZÜ BUDUR;
  ABD doğumlu İsrailli akademisyen Steven Plaut, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesine tepki göstererek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’ye hakaretler içeren bir mektup kaleme aldı.

Mektupta, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu çaresi, uyuşuk ve Yahudi tarihinden kopuk olmakta suçlayan Plaut, Mavi Marmara baskını için  "Ben de sizden sadece 9 teröristi öldürdüğümüz ve Hamaslı Nazilere yardım getirmeye çalışan terörist gemileri batırmadığımızdan ötürü özür diliyorum” ifadelerini kullandı.

Hayfa Üniversitesi’nde ders veren Steven Plaut, Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci olmakla suçlarken, İstanbul’un Antik Yunan’ın başkenti olduğunu belirterek, ‘Konstantinopol’ün gerçek sahiplerine geri verilme zamanınını geldiğini’ kaydetti.

BU ÖZRÜN ALTINDA TERÖR SENARİSTİ; ABD-İSRAİL'İN İŞLEDİKLERİMİ BASKICI UNSUR OLDU?. BU KADAR GENİŞ DÜNYA TERÖRÜ VE MÜSLÜMANLARI BİRBİRİNE KATLETTİRME PROJELERİ ARTIK İDARECİLERİMİZİN ELİNDE YETKİN VE ETKİN! OLDUĞUNA GÖRE!..

26 Mart 2013 Salı

Riyad el Asaad HAKKINDA


Sağ ayağı düz üstünden kesilen Riyad Esad'ın hayati tehlikesinin olmadığı bildirildi.
Riyad el Asaad KİMDİR?
Önceleri Suriye Hava kuvvetlerinde bulunan Musa El Asaad daha sonra 2011-2012 Suriye ayaklanması’nda safını değiştirerek  muhaliflerin safına geçti ve  dağınık milis, kaçak durumda bulunan asker gruplarını birleştirdi. Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO), yu 29 Temmuz 2011 tarihinde Riyad el-Esad  kurmuştur. Siyasi kanadı Suriye Ulusal Konseyi’dir. Riyad el-Esad , Beşşar Esed’e Karşı ÖSO’nun liderliğini yapıyor.
Özgür Suriye ordusunun başkomutanı Riyad-el Asaad, Dey-ez zor kentinin Miyadin ilçesinde aracına yerleştirilen bomba sonucunda ağır yaralandı. Esad ajanları ise ÖSO komutanının her anını takip ederken, kaydettikleri videoları Sosyal Paylaşım Sitelerinde yayınladı. Saldırıdan hemen sonra Akçakale gümrük kapısından geçirilerek Akçakale Devlet Hastanesinde tedavi altına alınması gerekirken hiçbir müdahalede bulunulmadığı iddia edildi.
Türkiye'de yaşayan Riyad Esad'ın yardımcısı Malik el-Kurdi, el-Cezire televizyonuna yaptığı açıklamasında "Riyad Esad, Deyr Ez-Zor'a bağlı el-Meyadin'de bir toplantıya katılmıştı. Toplantı bitiminden sonra bölgeden uzaklaşmak için aracına bindi. 1 kilometre gittikten sonra, Esad'ın koltuğunun altına yerleştirilen bombanın patlaması üzerine ağır bir şekilde yaralandı" dedi.
TUHAF OLANIDA ÇOK TANINMIŞ BİR KURULUŞ KENDİ ÜRETİMLERİNİ; 
İŞTE ACI ÇIĞLIK VİDEOSU....! GİBİ.. BAŞLIKLARLA KENDİ SÖMÜRÜSÜNÜ REKLAM ETMESİDİR.

24 Mart 2013 Pazar

PEYGAMBERİMİZE sav SAYGI NASILMIŞ? BAKALIM


PEYGAMBERİMİZE sav SAYGI NASILMIŞ? BAKALIM


KUR'AN I MÜBİN'DEN ÖĞÜT, NASİHAT EMİR!


Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Allah’a karşı. gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَیِ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ 
HUCURAT 1


Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَرْفَعُوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ 
HUCURÂT 2

Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, Allah’ın, gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
اِنَّ الَّذٖينَ يَغُضُّونَ اَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ اُولٰئِكَ الَّذٖينَ امْتَحَنَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوٰى لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظٖيمٌ 
HUCURÂT 3

(Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. 
اِنَّ الَّذٖينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ 
HUCURÂT 4

Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 
وَلَوْ اَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتّٰى تَخْرُجَ اِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ 
HUCURÂT 5


Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصٖيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمٖينَ 
HUCURÂT 6

ÇANAKKALE DEN İMANSIZ GEÇEMEMİŞTİ! YA ŞİMDİ..



ÇANAKKALE İMAN VARKEN GEÇİLMEZ!
ŞEHADETLERİNİN
   YIL DÖNÜMÜ
   DOLAYISİYLE
DUA SAYGI EDEB
  İLE RABBİZDEN
 AVFU MAĞFİRET
       DİLERİZ! 

Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.[9] İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti konumundaki İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş sonucundan iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914'ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, İmparatorluk'un eninde sonunda Almanya'nın ana gücü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz'de İngiliz donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir.
Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith'e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vaz geçilmek zorunda kalındı.
Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir...ALINTI

Hakkımda

Fotoğrafım
https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.