AYET-İ KERİME

http://siyasetnamem.blogspot.com.tr/2017/03/islamin-dunyada-yayilmasindan-korkan.html?spref=fb

31 Mayıs 2015 Pazar

OY LAR NEREYE MÜSLÜMAN CEMAATLERDEN GÖRÜŞLER

İSMAİL AĞA, MENZİL, İSKENDERPAŞA,  SÜLEYMANLILAR, IŞIKÇILAR, GÜLEN CEMAATİNİN BÜYÜK KISMI, DAHA BİRDEN ÇOK BENZER CEMAAT VE TARİKATIN AK PARTİ'YE OY VERECEĞİ YÖNÜNDE İZLENİM TESPİT VE KARARLARI BULUNMAKTA... 

''BEĞENMESEKTE İSLAM VE MİLLETİN HUZURU-GÜVENİ ADINA ALTERNATİFİ OLMAYAN PARTİ'' CÜMLESİ ÖZET GÖRÜŞ OLARAK KARŞIMIZA ÇIKIYOR..

İşte o İSMAİL AĞA açıklamasının tamamı:

İçinde bulunduğumuz İslam’ın 15. Asrının bütün İslam Dünyası ve Ümmet için, Allah’ın izniyle yeni bir ihya ve inşa dönemi olacağından kuşku duymuyoruz.

Kendi ülkemizde de apaçık idrak ettiğimiz bu hakikat karşısında şüphesiz küresel şer güçleri boş durmuyor. Her gün yeni ittifaklar, yeni oyunlar kuruyor; yeni projeler ve senaryolar üretiyorlar. En korkuncu da bunları ya doğrudan ya işbirlikçileri marifetiyle vahşice hayata geçirmekten çekinmiyorlar.

Bu şer ittifakının nihai hedefleri ise, artık insanlığa hiç bir gelecek vaadi olmayan kendi zalim ve köhnemiş modern dünyalarının devamı için yegane tehdit gördükleri İslam Dünyasını ve onun ana omurgasını teşkil eden Ehl-i Sünnet dünyasını çökertmek ve tasfiye etmektir.

Ortadoğu’yu kasıp kavuran iç çatışmalar, Afrika’dan Uzakdoğu’ya yaşanan vahşilikler, Pakistan’da seçim öncesi denenen kaos, Bengladeş’te Cemaati İslami alimlerine uygulanan idamlar, Mısır’da devrimci İhvan liderlerine ve darbecilere meşruiyet vermeyen şahsiyetli İslam alimlerine reva görülen işkence ve idam kararları, bu nihai hedefin safhalarından ibarettir.

Ülkemiz, İslam Dünyası ve mazlum insanlar için hayati bir önem arz eden 7 Haziran öncesinde, milletimizin barış ve huzurunu tehdit edici, güven ve istikrarını zedeleyici irade, beyan ve faaliyetleri müşahede etmek bizleri derin bir endişeye sevk etmiştir.

Ülkemizin çalkantılı siyasi geçmişi ve kültürel kırılma süreçlerinde, toplumumuzun barış ve huzurunun teminine büyük katkılar sağlamış, dini hayatın tanziminde ve Diyanet camiasının hizmetlerinin devamında daima önemli ve hayırlı işler başarmış Diyanet Kurumunun belli çevreler tarafından hedef haline getirilmesi, bizde, maalesef başından beri vurguladığımız aynı küresel projenin bir parçası olduğu izlenimine yol açmıştır.

Anarşizmi hayat tarzı haline getiren, mütedeyyin insanları Allah(Celle Celâluhu) ve Rasülü’nün (Aleyhissalâtü Vesselâm) lanetlediği ırkçı baskı ve kendi değerlerine yabancı ateist tehditlerle yönlendirmeye ve otoriteleri altına almaya çalışan, kıblesini şaşırmışlara bu millet hiçbir zaman itibar etmedi ve etmeyecektir.

Biz millet ve camia olarak, Allah(Celle Celâluhu) ve Rasülü’nün(Aleyhissalâtü Vesselâm) tayin ettiği, manevi büyüklerimizin ve tarihimizin aydınlattığı yol ve istikametten asla ayrılmayacağız.

Mahmud Efendi Hazretlerimizin önderliğinde hak, hakikat ve adaletin hakim olduğu; huzur, barış ve kardeşlik içinde, güçlü, istikrarlı, emin bir ülke ve yaşanmaya değer bir dünya için mücadelemize ve dualarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.

Hidayet yolunda olanlara selam olsun.


Fetih mitinginden bir kare

24 Nisan 2015 Cuma

ERMENİ

I. Dünya Savaşı öncesinde, 1914 sayımına göre
Ermeni Gregoryen, 62.468
Devlet İstatistik Enstitüsü, 1927 nüfus sayımına göre
Ermenice olan nüfus 64.745 kişi olarak belirtilmiştir.

-Ermeniler; Balkanlar'dan Anadolu'ya gelen, Hint-Avrupa kökenli ve Trak-Frig soyundandırlar. Frigler'in bir kolu, İlliryalılar(Arnavutlar)'ın baskısıyla M.Ö. 6. yüzyılda Doğu Anadolu'ya göçederek yerleşmişlerdir. Böylece bölgenin eski halklarının kalıntıları (Urartular, Hurriler) ve bazı Kafkas kökenli yerli halklarla karışarak bugünkü Ermeni toplumunu meydana getirdiler.

Ermeniler kendilerine Hay ve ülkelerine Hayastan veya Hayk adını verirler. Yabancı ulusların Ermeni ülkesi için kullandıkları bir terim olan Armina veya Arminiya ilk kez M.Ö. 510 tarihli Eski Farsça (Persçe) Bisutun yazıtında kaydedilmiştir.

Ermeni toplumu, geleneksel tarih anlatımına göre MS 301 yılında "Aydınlatıcı" (Lusavoriç) lakabıyla anılan Aziz Gregor / Krikor'nun öncülüğünde Hıristiyan dinini kabul etmiştir. Yaygın bir kanıya göre yeryüzünde Hıristiyan dinini benimseyen ilk ulusal topluluk Ermenilerdir[21]. Ancak İstanbul merkezli Bizans kilisesi ile Ermeni kiliseleri arasında doğan doktrin farkları ve siyasi çekişmeler nedeniyle[kaynak belirtilmeli] Ermeni kilisesi 451 yılında Ortodoks/Katolik dünyasıyla yolunu ayırarak ayrı bir ulusal mezhep olarak örgütlendi. Ermeni Apostolik Kilisesi adını alan ulusal kilise, Batılı kaynaklarda (Ermeni kilisesinin kurucusu olan Aziz Gregor'a atfen) Gregoryen adıyla da anılır.

Yeryüzündeki Ermenilerin çoğunluğu Ermeni Apostolik Kilisesine mensuptur. Bunun yanı sıra 17. yüzyılda ortaya çıkan küçük bir Katolik Ermeni cemaati ve önemsiz sayıda Protestan Ermeni de mevcuttur.

Eski Fars İmparatorluğunun Arminiya eyaleti (satraplığı) Van Gölü havzası merkez olmak üzere Ağrı Dağı yöresi ve Aras ve Arpaçay vadileri ile en Batıda Elazığ ve Erzincan yöresini içerecek şekilde Yukarı Fırat havzasını kapsamaktaydı. Aynı bölge Antik Çağ boyunca Eski Yunan ve Latin kaynaklarında Armenia, İslamiyet dönemine ait Arap kaynaklarında ise Armaniyya/Ermeniyye olarak adlandırılır. Erken dönem Türkçe metinlerde coğrafi bölge adı olarak Ermeniyye terimine 15. yüzyıl başlarına dek rastlanır.

Bölgede M.Ö. 1. binyılın ilk yarısında Urartu Krallığı hüküm sürmüştür. Urartu uygarlığının M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren zayıflayıp çökmesiyle, aynı bölgede birbirinden bağımsız hareket eden çeşitli Ermeni beylerinin ve Urartuca ile doğrudan bir bağlantısı olmayan Ermenicenin egemen olduğu görülmektedir.

Krallar sık sık dış güçlerin müdahaleleriyle değişmiş, hatta kraliyet hanedanı dışından yabancı asıllı kişiler zaman zaman Roma veya İran baskısıyla kral atanmışlardır. Kraliyet makamının zayıfladığı bu dönemde yerel bey hanedanları (nakharar 'lar) güçlenmiş ve çok sayıda beylikler ortaya çıkmıştır. En önemli nakharar hanedanları Muş'ta Mamigonyan'lar, Kars'ta Gamsaragan'lar, İspir'de, daha sonra Kars, Ardanuç ve Muş'ta Bagratuni'ler, Başkale ve Van'da Ardzruni'ler, Gevaş'ta Rştuni'ler, Tekman'da Vahevuni'ler, Erciş'te Abahuni'ler, Malazgirt'te Knuni'lerdir.[kaynak belirtilmeli]

387 yılında Ermenistan, Doğu Roma İmparatorluğu ile Sasani İmparatorluğu arasında ikiye bölünmüştür. Bu tarihte çizilen ve Erzurum-Silvan-Nusaybin hattından geçen sınır, yaklaşık 300 yıl boyunca Bizans-İran sınırını oluşturmuştur. Batı Ermenistan bu tarihten itibaren Bizans tarafından atanan (fakat çoğunlukla yerel nakharar ailelerinden gelen) askeri valilerce yönetilirken, Doğu Ermenistan'da kraliyet hanedanı 421 yılına kadar hüküm sürmüş, bu tarihten sonra doğuda da İran tarafından atanan valiler (vostikan 'lar) dönemi başlamıştır[kaynak belirtilmeli]. Ancak 451 yılında, İran Sasanid imparatorlugu Ermenilerin dini seçimlerini zor kullanarak değiştirmek istediğinde, Ermeni beylerinin temsilcisi (sparabed) Vartan Mamigonyan önderliğinde İran'a karşı başlatılan savaş yenilgi ile sonuçlanmıştır

20. yüzyılın başlarına dek Anadolu'da yaşayanların bir kısmı Rusya, İran gibi ülkeler ile Azerilerin yoğun yaşadığı (Gürcistan'ın Kvemo Kartli bölgesi, Ermenistan ve Dağlık Karabağ) yakın coğrafyalara ve Fransa, ABD, Kanada ve Avustralya gibi uzak ülkelere göç etmişlerdir. Bu uzak göçlerle birlikte Ermeni diasporası meydan gelmiştir. Türkiye ve İran'da bulunan Ermeni azınlıklar kendilerini diaspora tanımı içerisine katmamaktadırlar

I. Dünya Savaşı öncesinde, 1914 sayımına göre Osmanlı İmparatorluğu’nun toplam nüfusu 18.520.016 kişiydi. Bunun 15.044.846’sı (%81,23) Müslümandı. Müslüman nüfus, Türkler, Kürtler, Lazlar, Araplar, Çerkesler ve diğer Müslüman milliyetlerden oluşmaktaydı. Kalan 3,475,170 kişinin 1.729.738’i (%9,34) Rum Ortodoks, 1.162.169’u (%6,27) Ermeni Gregoryen, 62.468’i (%0,34) Rum Katolik, Gürcüler (Kartveli ırkı), 65.844’ü (%0,35) Protestan, 24.845’i (%0,13) Latin, 187.073’ü (%1,01) Yahudi, 47.406’sı (%0,26) Maruni, 195.617’si (%1,06) diğerleriydi.

1914 yılı nüfus çalışmasıyla ilgili olarak şu gruplandırma yapmaktadır (Karpat, age, sayfa, 208-227): Müslümanlar, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Katolikler, Ermeni Katolikler, Protestanlar, Latinler, Süryaniler, Eski Süryaniler, Keldaniler, Jakobiler, Maroniler, Samiriyeliler, Nasturiler, Yezidiler, Çingeneler, Dürziler, Kazaklar, Bulgarlar, Sırplar ve Ulahlar. Rum Katolik ve Rum Ortodoks nüfusları toplamı, 1 milyon 792 bin 206’dı. Ermeni Gregoryen ve Ermeni Katolik toplamı ise 1 milyon 230 bindir. Bu halde etnik köken itibariyle 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu nüfusunun yüzde 9,68’i Rum ve yüzde 6,64’ü Ermenidir. 

Cumhuriyet döneminin ilk sayımı olan 1927 Nüfus Sayımında Türkiye'nin ana dili Ermenice olan nüfusu 64.745 kişi olarak belirtilmiştir. (Kaynak: İstatistik Umum Müdürlüğü ve Devlet İstatistik Enstitüsü, 1927 nüfus sayım sonuçları.

I. Dünya Savaşı öncesinde, 1914 sayımına göre
Ermeni Gregoryen, 62.468
Devlet İstatistik Enstitüsü, 1927 nüfus sayımına göre
Ermenice olan nüfus 64.745 kişi olarak belirtilmiştir.

29 Ocak 2015 Perşembe

YENİ KRAL Selman bin Abdulaziz NE YAPTI OKUDUNUZMU

Memur, emekli ve öğrencilere 2 maaş ikramiye
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, göreve gelmesi münasebetiyle devlet memurları, emekliler ve öğrencilere 30 milyar dolar değerinde 2 maaş ikramiye ödenmesini emretti.

Kral Selman, devlet memurları, emekliler ve öğrencilere 2 maaş ikramiye ödenmesine, sivil mahkumlara kamu haklarından kaynaklanan 500 bin Suudi Arabistan Riyali'ni (yaklaşık 133 bin dolar) aşmayan para cezalarının affedilmesine, af kapsamındaki yabancı uyrukluların da sınır dışı edilip, haklarında ülkeye giriş yasağı konulmasına karar verdi.
Elektrik ve su hizmetlerine yönelik projelerde harcanmak üzere 20 milyar riyal tahsis edilmesini kararlaştıran Selman, ülkede kayıtlı tüm edebiyat kulüpleri ve süper lig takımlarına onar, birinci lig takımlarına beşer milyon ve ülkede kayıtlı diğer takımların her birine ise 2 milyon riyal ikramiye ödenmesi talimatını verdi.
Sosyal güvenlikten yararlananlar ve engellilere de 2 maaş ikramiye ödenmesini emreden Selman, Sosyal İşler Bakanlığı'nda kayıtlı yardım kuruluşlarına destek için 2 milyar, Dayanışma Kooperatifleri Konseyi'ne 200 milyon ve kayıtlı ihtisas meslek birliklerinin her birine 10 milyon riyal ödenmesini kararlaştırdı.
Kral Selman, daha sonra Twitter hesabından yaptığı açıklamada, din ve vatana hizmet için Allah'tan yardım dilediğini belirterek, halkının hakkını ne yaparsa yapsın ödeyemeyeceğini söyledi.
Selman, “Değerli halkım, ne yaparsam yapayım sizin hakkınızı ödeyemem. Daha fazlasını hak ediyorsunuz. Dine ve vatana hizmet için Allah'tan bana ve sizlere yardım etmesini dilerim. Dualarınızda beni unutmayın” dedi.
Kralın tweetine yoğun ilgi gösteren halk, iki saat içinde mesajı 175 bin kez retweet etti.
Kral Selman, tahta çıkışı münasebetiyle 30 milyar dolar tutarındaki 2 maaş ikramiye duyurusunun ardından yayınladığı mesajla insanların Twitter üzerinden odağı haline geldi. Görevinin 6. gününde Twitter hesabında takipçi sayısını 760 bin kişi artıran Selman’ın 1 milyon 860 bin takipçisi bulunuyor.

Obama ve eşi Michelle Obama, Arabistan'a düzenlediği ziyaret sırasında karşılama töreninde Kral Selman bin Abdülaziz, ikindi namazı kılmaya gitti.

Suudi Arabistan'ın yeni Kralı Selman bin Abdülaziz Al-Suud, birkaç bakan hariç tüm kabineyi değiştirdi. Kralın yaptığı en önemli değişliklerden biri, Yüksek Öğretim Bakanlığı ile Terbiye ve Eğitim Bakanlığı'nı 'Eğitim Bakanlığı'' adı altında birleştirmek oldu.
Suudi Kraliyet Divanı'ndan geç saatlerde yapılan değişiklik açıklamasını Suudi Arabistan Devlet Televizyonu ve Suudi Haber Ajansı bildirdi. Yapılan açıklamaya göre yeni kabine şöyle;

1-Prens Mukrin bin Abdülaziz El-Suud: Veliaht ve Başbakan Yardımcısı

2-Prens Muhammed bin Nayif bin Abdülaziz: İkinci Veliaht, Başbakan İkinci Yardımcısı ve İçişleri Bakanı

3-Prens Suud El-Faysal: Dışişleri Bakanı (yeniden)

4-Prens Mansur bin Miteb bin Abdülaziz: Devlet Bakanı, Bakanlar Konseyi Üyesi ve Kral Müsteşarı

5-Prens Miteb bin Abdullah bin Abdülaziz: Milli Muhafız Bakanı (yeniden)

6-Prens Muhammed Selman bin Abdülaziz: Savunma Bakanı (Babası Kral Selman'ın eski görevini devraldı.)

7-Şeyh Salih El-Şeyh: Davet, İrşat, Vakıflar ve İslami İşler Bakanı (Yeni)

8-Velid Al-Samaani: Adalet Bakanı

9-Mutlib Al-Nafisa: Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi

10-Musaid Al-Aiban: Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi

11-Ali bin İbrahim Al-Naiymi: Petrol Bakanı (yeniden)

12-İbrahim Al-Assaf: Maliye Bakanı (yeniden)

13-Abdullah Al-Husayin: Su ve Elektrik Bakanı

14-Adil Fakih: Çalışma Bakanı (yeniden)

15-Şuvayş Al-Duvayhi: İskan Bakanı

16-Bandar bin Muhammed Haccar: Hac Bakanı (yeniden)

17-Muhammed bin Selman Al-Casir: Ekonomi ve Planlama Bakanı

18-Tevfik Al-Rabia: Sanayi Ve Ticaret Bakanı (yeniden)

19-Muhammed Abu Saak: Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi

20-İsam bin Said: Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi

21-Abdullah Al-Mukbil: Ulaştırma Bakanı

22-Muhammed Al-Suvayil: İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı

23-Macit Al-Kusaybiy: Sosyal İşler Bakanı

24-Saad Al-Cubriy: Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi

25-Muhammed Al-Şeyh: Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi

26-Abdüllatif Al-Şeyh: Belediye ve Köy İşleri Bakanı

27-Ahmet Al-Hatib: Sağlık Bakanı

28-Halit Al-Arj: Sivil Hizmet Bakanı

29-Adil Al-Turayfiy: Kültür ve Enformasyon Bakanı

30-Abdurrahman Al-Fadliy: Ziraat Bakanı

31-İzaam Al-Dahil: Eğitim Bakanı

Yukarıda belirtilen isimler Suudi Arabistan'ın yeni Bakanlar Kurulu'nu oluştururken, Kral Selman'ın aldığı bir diğer karar ise Bakanlar Kurulu'na bağlı yeni konseyler eklemek ve bazı devlet kurumlarını iptal etmek oldu.

Yeni Kral, Mekke, Riyad ve Al-Kasiym bölge emirlerini değiştirdi. Mekke Emirliği'ne Prens Mişal bin Abdullah'ın yerine Eğitim Bakanı (Mekke eski Emiri) Prens Halid Al-Faysal atandı. Al-Faysal aynı zamanda Kral Selman'ın müsteşarı oldu. Kral Selman, Riyad Bölge Emiri olan Prens Türki bin Abdullah'ın yerine El-Kasiym Bölge Emiri Prens Faysal bin Bandar'ı atadı. El-Kasiym Bölge Emirliğine ise Prens Faysal bin Mişal bin Suud atandı.

İstihbarat Başkanlığı'na Halit Al-Humayden atandı. Eski başkan Prens Halit bin Bandar ise Kral müsteşarı oldu. Kral Selman kendisine yeni müsteşarlar atarken kamu kuruluşları idarecilerinde de birçok değişikliğe gitti. Kral ayrıca maaşlarda iyileştirmeye gitti. Bazı kurum ve kuruluşların maddi imkanlarını artırdı. Açıklanan kararlarda bazı kamu mahkumlarına af getirildi

PRENS SALMAN KİMDİR?
Salman bin Abdülaziz el-Suud, 31 Aralık 1935 doğumludur. Suudi Evi üyesi olmakla beraber, Suudi Arabistan Veliahtı, Suudi Arabistan Savunma Bakanı ve eski Riyad Bölgesi valisi. Genelde Prens Salman olarak tanınır.

KRALIN 25 OĞLUNDAN BİRİ
Prens Salman, 31 Aralık 1935 tarihinde, Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, bir Suudi Ailesi üyesi olarak dünyaya geldi. Babası ülkenin kralı Abdullah bin Abdül Aziz, annesi ise Hessa el Sudairi'dur. Kralın 25 oğlundan biridir.
Prens Salman, kraliyet çocuklarına eğitim veren Prens Okulu'na gitti. Orada eğitim aldı. Sonra mezun oldu ve politikaya atılmaya başladı.

48 YIL RİYAD VALİSİ OLDU
Salman bin Abdülaziz el Suud'un siyasi deneyimi ve yükselişi 1950'li yıllara dayanır. Suudi Ailesi Konseyi Başkanı olmuştur. Bunun yanında önemli devlet hizmeti gerçekleştirir; Riyad'ın belediye başkanlığını ve valiliğini üstlenir. En çok görev süresi Riyad Bölgesi Valisi olduğu zamanda olmuştur. Tam 48 yıl sürmüştür. Ardından o görevi bırakmış ve 5 Kasım 2011 tarihinde savunma bakanı olmuştur. Kardeşi ve kralın seçtiği veliaht olan, Nayif bin Abdülaziz el Suud vefat edince veliahtlık ona devredilmiştir.
Ayrıca politika yönünde, halka karşı yumuşak ve uzlaşıcı bir tutumu olduğu dünya tarafından bilinmektedir. Kral -halk ilişkisine önem verir. Reformlara sıcak bakmaktadır

13 Ocak 2015 Salı

BU CEVAP İSLAMA SALDIRAN HERKESE OKU'DA GÖR

Davutoğlu tuzak soruya ustaca cevap verdi
ALLAH cc 
MÜSLÜMAN
İdarecilerimize
GÜÇ, KUVVET
VERSİN

Başbakan Ahmet Davutoğlu Almanya Başbakanı Merkel ile ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin,  "Fransa'da yaşanan saldırı sonucu Türkiye sorumluluk hissediyor mu? sorusunu Başbakan Ahmet Davutoığlu'na yöneltti.  

Başbakan Davutoğlu tuzak soruya ustaca cevap verdi

Suriye'deki krizden dolayı en büyük bedeli Türkiye ödemiştir. Dünya mülteci tarihinde en büyük mülteciyi alan Türkiye'dir. 1,5 milyonu rejimden kaçtı, 500 bini IŞİD'den kaçtı. Türkiye sınırlarını açık tuttuysa, teröristlerin geçişi için değil, babası annesi öldürülen çocukların, masumların ülkelerimize gelip yaşaması için açtık. Ancak terörist de gelmişse onun da takibini cezasını yaparız. Sınırın kapatılmasını isteyen katliama göz yumanlardır. Türkiye 35 milyon turistin geldiği ülke, hepsinin isimlerinin terörist diye takibini tutamayız. Bize istihbarat gelecek ki takip edebilelim ki biz 7000 kişiye sınıra giriş yasağı koyduk. 2 bin kişiyi de aralarında Alman Fransız da var geri gönderdik. Son Paris olayında adı geçen Hayat ile ilgili istihbaratı Türk kaynağı yapmıştır, herhangi bir ön uyarı gelmediği halde biz takip ettik ve Fransa'ya haber verdik. Bu kadın Türkiye'ye Madrid'den geliyor. Bu konuda İspanya'yı Türkiye'yi suçlamak mümkün mü? Türkiye'nin tek suçu Suriye'ye sınırı olması mı? Bu konuda Türkiye'ye suçlama yöneltilmesine kesinlikle tahammül etmeyiz. Yabancı savaşçılar kim olursa olsun, Suriye'yi terk etmeleri konusunda yapılacak her türlü çalışmaya destek veririz. Ancak şunu herkesin kabul etmesi gerekiyor Türkiye Suriye krizinde en büyük bedeli ödemiştir. 

Paris'ten hemen önce İstanbul'da bir terör saldırısı gerçekleşti. Ben Paris'te yürüdüm ve kendimle gurur duydum. Aynı duyarlılığın gösterilmesini beklerdim. Reyhanlı'da 52 vatandaşımızı kaybettik, bu konuda da aynı tepkiyi gösterme hakkımızın olduğunu düşünüyorum. Tek suçumuz Suriye rejiminin bombardımanlarından kaçan insanlara kapımızı açmaktır. Kim ne derse desin bu politikamızı devam ettireceğiz.
ANLASALAR BİZ ARTIK HAÇLILARDAN AKIL SORMUYORUZ YENİDEN OSMANLI İSLAM İMPARATORLUĞU OLUYORUZ.

4 Ocak 2015 Pazar

VE 28 ŞUBAT SEVR, LOZAN DARBELER HEPSİNİ SOLLUYOR.

Abdülhamid’in yolu subayları tarafından kesilmişti, Erbakan’ın yolu Şunlar tarafından kesildi. Orada İsrail devletinin kurulması amaçlanıyordu, şu an ise Büyük İsrail devleti kurulmak isteniyor

Birtakım finans sahipleri, proje mimarları Erbakan Hoca’yı ziyaret ediyorlar. Bu doğrulandı. Ne diyorlar “İslamiyet yükselen bir çizgidir. Biz sizinle işbirliği yapmak isteriz” Peki ne olacak?

Üç öneride bulunuluyor. Birincisi “Biz sizi iktidara taşıyacağız, ikincisi bu alandaki gerekli finansmanı sağlayacağız, üçüncü olarak da karşı çıkanları saf dışı bırakacağız. Buna karşılık sizden şu taleplerimiz olacak. İsrail’in güvenliği sağlanacak. İki, İslamiyet’in yeni yorumunda bize yardımcı olacaksınız. Üç, Büyük Ortadoğu Projesinde bize destek vereceksiniz.” Erbakan Hoca tartışmaya bile açmadan reddediyor bu önerileri. VE 28 ŞUBAT SEVR, LOZAN DARBELER HEPSİNİ SOLLUYOR.

ABDULHAMİD İN YOLUNU KESENLERLE ERBAKAN IN YOLUNU KESENLER AYNI İSLAMDAN KORKANLAR HER FIRSATTA SALDIRDILAR

5 Haziran 2014 Perşembe

Uyuş­tu­ru­cu ge­lir­le­ri­ni kay­bet­me kor­ku­su

PKK'nın yol kapatma eylemleriyle amacının, ke­ne­vi­r ha­satı için gü­ven­lik güç­le­ri­ni böl­ge­den uzak tutmak olduğu tespiti çok dikkat çekici..  
  
Jandarma, 12 gün­dür PKK ’­nın ka­pat­tı­ğı Di­yar­ba­kır - Li­ce yolunu aç­mak içi­n PKK’­nın genç­lik ya­pı­lan­ma­sı YDG-H’üyelerine mü­da­ha­le etti. ­PKK’lılar mo­lo­tof kokteylleri ve el ya­pı­mı pat­la­yı­cı­lar­la kar­şı­lık ver­di.5 as­ker ya­ra­lan­dı. İs­tih­ba­rat kay­nak­la­rı, yol ka­pat­ma ey­lem­le­ri ile Hint ke­ne­vi­ri üre­ti­mi ara­sın­da­ki iliş­ki­ye dik­kat çek­ti. 

2013 ylında 50 mil­yon kök Hint ke­ne­vi­ri ve yak­la­şık 72 ton es­rar ele ge­çi­ri­ldi ve im­ha edil­di. Bu yı­lın ilk beş ayın­da ise sa­de­ce 2 bin 500 kök ke­ne­vi­r ele ge­çi­ril­di. Uz­man­la­r, uyuş­tu­ru­cu ba­ron­la­rı­nın kö­kü­nü ku­rut­ma nok­ta­sı­na gel­indi­ği­ne dik­kat çe­ke­rek, “Yol ka­pat­maların ama­cı, ha­sat mev­si­mi ne­de­niy­le askerleri oya­la­mak ve ope­ras­yon­la­rı en­gel­le­me­k” de­di.
Komutandan eylemcilere dikkat çekici sözler Komutandan eylemcilere dikkat çekici sözler FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN

Uyuş­tu­ru­cu ba­ron­la­rı­nın ke­ne­vi­r ha­satı için gü­ven­lik güç­le­ri­nin böl­ge­den uzak dur­ma­sı ge­rek­ti­ği­ne dik­kat çe­kil­di. Uyuş­tu­ru­cu­dan pa­ra el­de eden te­rör ör­gü­tü PKK’­nın bu ne­den­le ay­nı an­da 7-8 yer­de yol ka­patarak gü­ven­lik güç­le­ri­ni meş­gul et­ti­ği belirtildi.

Bugün'ün haberine göre İs­tih­ba­rat kay­nak­la­rı, Li­ce­’de Ulu­de­re ben­ze­ri bir olay planlandığının al­tı­nı çiz­di. Yol ke­sen iş­çi­le­re ateş edil­me­si­ni sağ­la­ma­yı amaç­la­yan PKK ve örgütle ir­ti­bat­lı uyuş­tu­ru­cu ba­ron­la­rının, kar­ga­şa­yla Hint ke­ne­viri ha­sa­dı ya­pa­bil­me­yi he­def­lediği vurgulandı. Güvenlik birimlerinin bu oyu­na karşılık valilik emri yoksa müdahale et­me­diği belirtildi.

Li­ce­’ye bağ­lı Ka­ya­cık Jan­dar­ma Ka­ra­ko­lu önün­de Me­de­ni Yıl­dı­rı­m’­ın ölü­müyle so­nuç­la­nan ola­yın da ‘uyuş­tu­ru­cu’ bağlantısı or­ta­ya çık­mış­tı. Di­yar­ba­kır Va­li­li­ği bu ola­yın, uyuş­tu­ru­cu ge­lir­le­ri­ni kay­bet­me kor­ku­suy­la çıkartıldığını açık­la­mış­tı. 

1 Haziran 2014 Pazar

Askere Kurulan Tuzak Son Anda Ortaya Çıktı

Askere Kurulan Tuzak Son Anda Ortaya Çıktı

PKK’nın kapattığı Diyarbakır- Bingöl karayolunda güvenliği sağlayan jandarmaya ateş açılması sonucu 3 askerin yaralandığı saldırıda büyük faciadan dönüldüğü ortaya çıktı. Bölgede şantiye basıp, 12 işçiyi ellerini bağlayarak çadıra kapatan göstericiler, çadırın çevresinden askerlere ateş açtı. Askerlerin de ateş açıp çadırdaki işçileri vurmasını planlayan göstericilerin provokasyonu bir işçinin kaçıp haber vermesi üzerine son anda önlendi.

12 İŞÇİNİN ELLERİ BAĞLAYIP ÇADIRA KOYDULAR

Diyarbakır- Bingöl karayolunun Lice kesimde hendekler kazarak yolu kapatan PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H’liler dün akşam saatlerinde Lice İlçesi’nin Tabantepe Mevkii’nde yol yapım şantiyesini bastı. Burada iş makinelerine el koyan göstericiler, çalışan 12 işçinin ellerine bağlayarak şantiye yakınlarındaki çadıra kapattı. Çadırın çevresine örgüt flamaları asan göstericiler iş makineleri ile karayolunda hendek kazmaya çalışırken, askerlerin gelişini önlemek için karayoluna kamyonları çekti.

ASKERE TAŞLA SALDIRDILAR

Hendek kazıp, yolu kapatan göstericilere akşam saatlerine güvenlik güçleri müdahalede bulundu. Göstericiler de askerlere el yapımı patlayıcı, havai fişek, motolof ve taşlarla saldırdı.

3 ASKER YARALANDI

Bu sırada göstericiler, şantiyede çalışan ellerini bağlayıp kapattıkları çadırın çevresinden askerlere saldırmaya devam etti. Bu sırada çadırın çevresindeki farklı noktalardan güvenlik güçlerinin üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Açılan ilk ateşte bir uzman çavuş ile bir asker kurşunla yaralanırken, bir asker de kurşunlardan kurtulmak için kaçarken düşerek yaralandı.

Yaralı askerler hemen Sikorsky helikopterle bölgeden alınarak kaldırıldıkları Diyarbakır Asker Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

KAÇAN İŞÇİ ASKERLERE DURUMU ANLATTI

Üç askerin yaralanmasının ardından güvenlik güçleri de ateş açanlara karşılık verince çatışma çıktı. Askerler, 12 işçinin ellerinin bağlı şekilde göstericiler tarafından tutulduğu çadıra operasyon düzenleyeceği sırada, komutanlardan telsizle çadıra kesinlikle ateş açılmaması emri verildi.

Göstericilerin elinden kaçan bir işçi, en yakın birliğe giderek, arkadaşlarının ellerinin bağlanıp çadıra kapatıldığını bildirmesi üzerine, komutanların telsizle bölgedeki askerlere emir vermesi üzerine çadırın bulunduğu bölgeye ateş açılmadı. Gece geç saatlere kadar süren olayların ardından göstericiler bölgeden kaçarken, askerler elleri bağlı bir şekilde çadırda tutulan 12 işçiyi kurtardı.

TELSİZ EMRİ FACİAYI ÖNLEDİ

"Göstericiler ellerini bağladıkları 12 işçiyi çadıra kapatmışlar. Çadırın çevresinden de askerlere patlayıcı, molotof havai fişeklerin yanı sıra farklı bölgelerden uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. İki asker kurşunla yaralanırken, güvenlik güçlerinin 12 işçinin bulunduğu çadıra ateş açılması için ellerinden geleni yaptı. Bu kişilerin elinden kaçan işçinin haber vermesi üzerine asker, çadıra ateş açmadı ve oraya kapatılan işçilere herhangi bir zarar verilmedi. Göstericilerin amacı, askerlerin çadırdaki işçilerin üzerine ateş açıp, büyük bir provokasyon yapmaktı."

Hakkımda

Fotoğrafım
https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.