- EVLADINI VATANINI CANAVARLARA ATMAYAYACAK KADAR İNSANLIĞIN KALDIYSA BU MİLLETİN İDARECİLERİNE KÖSTEK OLMA BAŞKA İHSAN İSTEMEZ0 retweet0 favori
- YÖNETİCİLERİMİZ BU ŞİDDETLİ İÇ DIŞ DÜŞMANLARIN OYUNLARINI ÇÖZECEK KAPASİTE VE FERASETTELER.0 retweet0 favori
- ÇOK ŞÜKÜR BİZİM BAŞIMIZDAKİLER MÜSLÜMAN ÜLKESİNİ SEVEN EMİN KİMSELER DÜNYA İNSANLIĞINA DAHI ÖNCÜ LİDERLER.0 retweet0 favori
- ESAS DÜŞMANI GÖRÜNCE SADDAMI ARAYAN YOKMU SANIYORSUNUZ0 retweet0 favori
- RABBİM BAŞIMIZDAKİLERİN EKSİKLİĞİNİ VERMESİN İYİKİ VARSINIZ.0 retweet0 favori
- ÇATLAK GAVUR SESLERİ HEP İHANET ÇAĞRIŞTIRIYOR.0 retweet0 favori
- TABİKİ VARSA TAYYİP ERDOĞANDAN DAHA VATAN SEVDALISI BU MİLLET ONUDA BAŞA GETİRİR.0 retweet0 favori
- VATANINI SEVEN BAYRAĞINI BAŞKANINI ERDOĞANINIDA SEVER0 retweet0 favori
- HER MESLEKLERDEN YAŞARKEN KENDİ MARİFETİ KAYBEDERKEN TAYYİBİ SUÇLUYOR OLMUŞ.0 retweet0 favori
- Sesli Makale - Video - Abdurrahman Dilipak : Türkiye kaybederse..: http://www.seslimakale.com/videodetay/abdurrahman-dilipak--turkiye-kaybederse-8952#.VdgpNkMLQ4d.twitter …0 retweet0 favori
- Her kurşunun hesabı sorulacak http://www.yenisafak.com/gundem/her-kursunun-hesabi-sorulacak-2229803 …
AYET-İ KERİME
24 Ağustos 2015 Pazartesi
6 Ağustos 2015 Perşembe
OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM. ALINTI!
ALINTI OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM
Oyun bozuldu! Hasta adam, genç delikanlı olarak geri dönüyor
Gazeteci Yazar Ergün Diler bugünkü Takvim'de kaleme aldığı yazısında çarpıcı tespit ve değerlendirmelerde bulundu.
Amerika ile olan anlaşma hem bizde hem de dünya basınında en ilgi çekici haber...
Herkes işin rengini öğrenmeye, "Ne olacak?" sorusuna cevap bulmaya çalışıyor...
Ama genelde herkes günlük ve anlık düşünüyor. Son 'kare'den bakarak fotoğrafı anlamaya gayret ediyor. Ama 100 yıllık planların yapıldığı masayı bir saniyede çözmek kolay değil! Defalarca haritanın değişeceğini, değişmek zorunda kalacağını yazdım. Sınırların değişmesi hemen olacak işler değildi. Ama gideceği son durak belliydi. İşaretler fazlasıyla vardı. Sadece görmek isteyenler görüyordu.Neyse... Adım adım gidelim...
Başkan Kennedy (Bill Clinton'ın genelkurmay başkanının çok önce bize fısıldadığı gibi) "Ben bir Alman'ım!" diyerek sonunu hazırladı. ABD derin devleti dünyayı RUSYA ile parsellemek istiyordu. Kennedy bunu değiştirmek istedi. Uyarılara aldırmadı. GİTTİ! Devlet operasyonu olduğu için de kimse konuşmadı, konuşamadı.
Amerika dengeyi RUSYA ile kurduğu için son oyunda Putin'e büyük destek verdi. Rusya talan edilmişken petrol fiyatlarını uçurdu, Kremlin paraya doydu. Putin de operasyonlarlaROTHSCHILD ve SOROS gibi FAİZ BARONLARINI kovdu.
Sonra ABD, tarihinde ilk kez SİYAHİ bir BAŞKAN seçti. Kimse ihtimal vermiyordu. Ama ismi hem HÜSEYİN'di hem de "gizli MÜSLÜMAN" iddiaları hiç eksik olmuyordu. Kennedy'yi ortadan kaldıran ABD derin devleti belli ki AFRİKA'YI ALMAK istiyordu...
Obama bu nedenle gelmişti. Çin'in SOMALİ'den sızmaya çalıştığı Afrika'da durdurulması gerekiyordu.
Ama bunu HIRİSTİYAN kimliğiyle yapamazlardı. Çok önemli bir yardımcıya ihtiyaçları vardı.
Bu da Türkiye ve Erdoğan'dı...
Erdoğan BAŞBAKAN olur olmaz KÜRTLER'i kucakladı. Laiklikten vazgeçmeden rejimi dinle barıştırdı. Ve böylece büyüme için gerekli alan meydana geldi.
Zıplama için gerekli olan her şey tamamdı. Kürtler'e kucak açılırken öncesinde Amerika, ÖCALAN'ı KENYA'da tutup yani Afrika'nın göbeğinden alıp bize verdi. Eğer Washington, PKK ile ilgili hesabı olsaydı liderini verir miydi?
Vermezdi! Bize "Alın bölgeyi siz yönetin.
Bizim başka işlerimiz var" diyordu.
Ama biz her şeye "HAÇLILAR" ve "KÖTÜLER" diye bakıyorduk.
Türkiye ister istemez büyüyecek ve ÇİN ile ittifak halindeki Avrupa'nın MÜSLÜMAN TOPRAKLARINA girmesini engelleyecekti. Bunu da siyasi ve ekonomik olarak yapacaktı.
Yıllar önce Öcalan'ı veren ABD geçtiğimiz hafta da KANDİL'i verdi.
Anlamasalar da öncesinde malum yapıyı teslim etti. (Söyledim ama nedense duymak istemediler! Yazık!) Bize bırakılan yerlere bizzat Erdoğan ve devlet gidiyordu. Aracıya gerek yoktu.
Afrika'dan Güney Amerika'ya kadar her yerde TÜRK BAYRAĞI vardı.
Bu bir paylaşım mücadelesiydi ve bunu ısrarla anlamak istemiyorlardı.
Sonra DAVOS oldu. Olması gereken hayata geçti. Türkiye, İSRAİL'i dışladı ve haşladı. İsrail güçlü falan değildi. İngiltere ve ABD'nin aracı olarak kullandığı bir tetikçiydi. Bunu onlar da bilmiyordu. ARAPLAR'a DÜŞMAN lazımdı, onları getirip koydular. Onlar da rolünü abarttı ve ileri gitti. Erdoğan "DUR" dedi. Aslında bu hem bizim hem İsrail'in işine geliyordu. İsrail kendisine gerçekten DÜŞMAN İRAN ile didişeceğine İslam'ın liderliğini Ankara'nın yapmasını tercih ederdi.
Bölgede BÜYÜYECEK olan Türkiye'nin ARAPLAR'ı da alması için İsrail'e vurması şarttı! Hatırlayın, ABD bize hiç tepki vermediği gibi John Kerry de Tel Aviv'i yıkan sözler etti! Sonra"mikrofon açıktı!" bahanesiyle geçiştirildi.
Filistin de büyük oyunda maalesef ezilmesi gerekenlerdi! Masum Filistinliler İsrail'in gazabıyla inliyor ama dünya izliyordu. Oyun böyleydi!
İsrail'in KÖTÜ ADAM olabilmesi için birilerine zarar vermesi gerekiyordu.
Öyle oldu. Ama Filistin davasının içinden çıkan ve lideri olduğu söylenen ARAFAT ise 1 milyar dolar bırakarak vefat etti. Böyle masum ve çaresiz bir hareketten nasıl 1 milyar dolar servet çıkıyordu! Demek ki herkesin bir rolü vardı! Ama bizler anlamazdık!
ABD ve Rusya, aralarındaki gizli anlaşma gereği, Türkiye'yi yanlarında görmeye mecburdu! Ama içeride hem LAİKÇİLER, hem HOCACILAR hem de ekonomik tetikçiler buna izin vermiyordu! Hepsi BARONLAR tarafından yönetiliyor, bizler de "ÜLKEYİ KURTARIYORLAR"sanıyorduk! Ama tam tersiydi!
Ülkeyi Londra'ya bağlı tutmak için çırpınıyorlardı! Bakın, ABD çok ses etti ama Rusya Ukrayna'dan istediği parçayı aldı. Karşılığında da bir süre sonra Türkiye'ye geçecek olanTARTUS ve LAZKİYE'yi verdi! Hiç konuşan olmadı bunları!
Devletin, sermayenin, muhafazakar yapıların ve HDP'nin içinde BARON çoktu! Kimi yerel, kimi küresel! Aynı şeydi! Şimdilerde Hürriyet, cemaat ve HDP'nin nasıl bir araya geldiğini görenler şaşırıyordu! Ben de onlara şaşırıyorum! Zaten aynı amaca hizmet ediyorlar! Güneydoğu'da yerel BARONLAR, PKK'nın doğmasına yol açtı! Paranın oraya gidemeyişi ve adaletli paylaşılamamasından dolayı sorun büyüdü! İnsanlar evini barkını bırakıp niçin başka bölgelere gitsin yoksa! AĞALAR izin vermedi!
Demirtaş ve yanındaki AĞALAR hepsi ÖCALAN'ın en büyük rakibidir! ABD de bunlara hedef gözüyle bakar! Ama aynı ABD'nin içindeki Kemal Dervişler ve BENENSONLAR ise gelir Demirtaş'ı burada bulur, Aydın Bey de SAZINDAN TÜRKÜLER dinler!
Hiç biri oyunu anlamadı! Hepsi, yani BARONLAR VE ADAMLARI, Türkiye'yi elde tutarakABD-RUSYA arasındaki oyunu bozacaklarını sandı.
Yenildiler. ABD hazır olunca bir anda hepsini çöpe atıverdi. Plan baştan beri bölgeyi Türkiye'nin yönetmesi üzerineydi. İlk adımın resmi, katı ve sevimsiz ideolojiden çıkmamız için atılması gerekiyordu.
Erdoğan bunu başardı.
Laiktik ama din düşmanı değildik!
Önce ekonomik kaynak bulduk.
Sonra kapsayıcı olması için ideolojiyi esnettik. Mesela askerlere bakın!
Bölgede herkesi kucaklıyordu! Peki önceden böyle miydi? Devlet aklı!
Devam!
Şimdi Esad, daha doğrusu Şİİ olan yönetim, azınlık olarak kenara çekilecek ve kısa bir süre sonra SÜNNİ Türkiye herkesin önünde olacak. Şu an medya bilmiyor ama değişimi gören onlarca kral, şeyh ve prens paralarını Avrupa'ya kaçırıyor! Geleceğin ne olduğunu görüyorlar! Kürtler'i de içine alan Türkiye büyüyecek! Bölgeyi yönetecek. Huzur, kardeşlik ve güven içinde her renkten insan mutlu olarak hayatlarını sürecek!
Bunu bozmak için de AVRUPA'nın özellikle İngilizler'in adamları sahne almak isteyecek!
Kavga bize anlatılmadığı kadar büyük! PKK aslında PKK değil, Erdoğan'a olan düşmanlık aslında Erdoğan'la ilgili değil! Herkesin oyunu bozuldu! HASTA ADAM genç delikanlı olarak geliyor!
Ben sadece biraz önceden söylüyorum...
Askere ve MİT'e neden saldırdılar?
Çünkü 60 yıl onların istediği hedeflere yöneldi! İçeride komünist, İslamcı aradı durdu! Şimdi iseYABANCI arıyor!
Tabii rahatsız olurlar!
Rahatsızlıkları aralıksız devam edecek!
KESİN ve NET!
Gerisi teferruat!
Sadece aynı gemide olduğumuz bazı dostlarımız bunu anlamakta zorlanıyor!
Aynı gemideyiz ama arka kısma doğru koşmakta ısrar ediyorlar!
Faydası yok ki! BÜYÜK BİR ÜLKENİN VATANDAŞI OLMANIN KEYFİNİ ÇIKARIN!
ROTA belli!
Kaptan ne yaptığını biliyor!
MİÇOLARLA takılmayın!
BAĞLANTI ADRESİ
http://www.yeniakit.com.tr/haber/oyun-bozuldu-hasta-adam-genc-delikanli-olarak-geri-donuyor-85108.html
Oyun bozuldu! Hasta adam, genç delikanlı olarak geri dönüyor
Gazeteci Yazar Ergün Diler bugünkü Takvim'de kaleme aldığı yazısında çarpıcı tespit ve değerlendirmelerde bulundu.
Amerika ile olan anlaşma hem bizde hem de dünya basınında en ilgi çekici haber...
Herkes işin rengini öğrenmeye, "Ne olacak?" sorusuna cevap bulmaya çalışıyor...
Ama genelde herkes günlük ve anlık düşünüyor. Son 'kare'den bakarak fotoğrafı anlamaya gayret ediyor. Ama 100 yıllık planların yapıldığı masayı bir saniyede çözmek kolay değil! Defalarca haritanın değişeceğini, değişmek zorunda kalacağını yazdım. Sınırların değişmesi hemen olacak işler değildi. Ama gideceği son durak belliydi. İşaretler fazlasıyla vardı. Sadece görmek isteyenler görüyordu.Neyse... Adım adım gidelim...
Başkan Kennedy (Bill Clinton'ın genelkurmay başkanının çok önce bize fısıldadığı gibi) "Ben bir Alman'ım!" diyerek sonunu hazırladı. ABD derin devleti dünyayı RUSYA ile parsellemek istiyordu. Kennedy bunu değiştirmek istedi. Uyarılara aldırmadı. GİTTİ! Devlet operasyonu olduğu için de kimse konuşmadı, konuşamadı.
Amerika dengeyi RUSYA ile kurduğu için son oyunda Putin'e büyük destek verdi. Rusya talan edilmişken petrol fiyatlarını uçurdu, Kremlin paraya doydu. Putin de operasyonlarlaROTHSCHILD ve SOROS gibi FAİZ BARONLARINI kovdu.
Sonra ABD, tarihinde ilk kez SİYAHİ bir BAŞKAN seçti. Kimse ihtimal vermiyordu. Ama ismi hem HÜSEYİN'di hem de "gizli MÜSLÜMAN" iddiaları hiç eksik olmuyordu. Kennedy'yi ortadan kaldıran ABD derin devleti belli ki AFRİKA'YI ALMAK istiyordu...
Obama bu nedenle gelmişti. Çin'in SOMALİ'den sızmaya çalıştığı Afrika'da durdurulması gerekiyordu.
Ama bunu HIRİSTİYAN kimliğiyle yapamazlardı. Çok önemli bir yardımcıya ihtiyaçları vardı.
Bu da Türkiye ve Erdoğan'dı...
Erdoğan BAŞBAKAN olur olmaz KÜRTLER'i kucakladı. Laiklikten vazgeçmeden rejimi dinle barıştırdı. Ve böylece büyüme için gerekli alan meydana geldi.
Zıplama için gerekli olan her şey tamamdı. Kürtler'e kucak açılırken öncesinde Amerika, ÖCALAN'ı KENYA'da tutup yani Afrika'nın göbeğinden alıp bize verdi. Eğer Washington, PKK ile ilgili hesabı olsaydı liderini verir miydi?
Vermezdi! Bize "Alın bölgeyi siz yönetin.
Bizim başka işlerimiz var" diyordu.
Ama biz her şeye "HAÇLILAR" ve "KÖTÜLER" diye bakıyorduk.
Türkiye ister istemez büyüyecek ve ÇİN ile ittifak halindeki Avrupa'nın MÜSLÜMAN TOPRAKLARINA girmesini engelleyecekti. Bunu da siyasi ve ekonomik olarak yapacaktı.
Yıllar önce Öcalan'ı veren ABD geçtiğimiz hafta da KANDİL'i verdi.
Anlamasalar da öncesinde malum yapıyı teslim etti. (Söyledim ama nedense duymak istemediler! Yazık!) Bize bırakılan yerlere bizzat Erdoğan ve devlet gidiyordu. Aracıya gerek yoktu.
Afrika'dan Güney Amerika'ya kadar her yerde TÜRK BAYRAĞI vardı.
Bu bir paylaşım mücadelesiydi ve bunu ısrarla anlamak istemiyorlardı.
Sonra DAVOS oldu. Olması gereken hayata geçti. Türkiye, İSRAİL'i dışladı ve haşladı. İsrail güçlü falan değildi. İngiltere ve ABD'nin aracı olarak kullandığı bir tetikçiydi. Bunu onlar da bilmiyordu. ARAPLAR'a DÜŞMAN lazımdı, onları getirip koydular. Onlar da rolünü abarttı ve ileri gitti. Erdoğan "DUR" dedi. Aslında bu hem bizim hem İsrail'in işine geliyordu. İsrail kendisine gerçekten DÜŞMAN İRAN ile didişeceğine İslam'ın liderliğini Ankara'nın yapmasını tercih ederdi.
Bölgede BÜYÜYECEK olan Türkiye'nin ARAPLAR'ı da alması için İsrail'e vurması şarttı! Hatırlayın, ABD bize hiç tepki vermediği gibi John Kerry de Tel Aviv'i yıkan sözler etti! Sonra"mikrofon açıktı!" bahanesiyle geçiştirildi.
Filistin de büyük oyunda maalesef ezilmesi gerekenlerdi! Masum Filistinliler İsrail'in gazabıyla inliyor ama dünya izliyordu. Oyun böyleydi!
İsrail'in KÖTÜ ADAM olabilmesi için birilerine zarar vermesi gerekiyordu.
Öyle oldu. Ama Filistin davasının içinden çıkan ve lideri olduğu söylenen ARAFAT ise 1 milyar dolar bırakarak vefat etti. Böyle masum ve çaresiz bir hareketten nasıl 1 milyar dolar servet çıkıyordu! Demek ki herkesin bir rolü vardı! Ama bizler anlamazdık!
ABD ve Rusya, aralarındaki gizli anlaşma gereği, Türkiye'yi yanlarında görmeye mecburdu! Ama içeride hem LAİKÇİLER, hem HOCACILAR hem de ekonomik tetikçiler buna izin vermiyordu! Hepsi BARONLAR tarafından yönetiliyor, bizler de "ÜLKEYİ KURTARIYORLAR"sanıyorduk! Ama tam tersiydi!
Ülkeyi Londra'ya bağlı tutmak için çırpınıyorlardı! Bakın, ABD çok ses etti ama Rusya Ukrayna'dan istediği parçayı aldı. Karşılığında da bir süre sonra Türkiye'ye geçecek olanTARTUS ve LAZKİYE'yi verdi! Hiç konuşan olmadı bunları!
Devletin, sermayenin, muhafazakar yapıların ve HDP'nin içinde BARON çoktu! Kimi yerel, kimi küresel! Aynı şeydi! Şimdilerde Hürriyet, cemaat ve HDP'nin nasıl bir araya geldiğini görenler şaşırıyordu! Ben de onlara şaşırıyorum! Zaten aynı amaca hizmet ediyorlar! Güneydoğu'da yerel BARONLAR, PKK'nın doğmasına yol açtı! Paranın oraya gidemeyişi ve adaletli paylaşılamamasından dolayı sorun büyüdü! İnsanlar evini barkını bırakıp niçin başka bölgelere gitsin yoksa! AĞALAR izin vermedi!
Demirtaş ve yanındaki AĞALAR hepsi ÖCALAN'ın en büyük rakibidir! ABD de bunlara hedef gözüyle bakar! Ama aynı ABD'nin içindeki Kemal Dervişler ve BENENSONLAR ise gelir Demirtaş'ı burada bulur, Aydın Bey de SAZINDAN TÜRKÜLER dinler!
Hiç biri oyunu anlamadı! Hepsi, yani BARONLAR VE ADAMLARI, Türkiye'yi elde tutarakABD-RUSYA arasındaki oyunu bozacaklarını sandı.
Yenildiler. ABD hazır olunca bir anda hepsini çöpe atıverdi. Plan baştan beri bölgeyi Türkiye'nin yönetmesi üzerineydi. İlk adımın resmi, katı ve sevimsiz ideolojiden çıkmamız için atılması gerekiyordu.
Erdoğan bunu başardı.
Laiktik ama din düşmanı değildik!
Önce ekonomik kaynak bulduk.
Sonra kapsayıcı olması için ideolojiyi esnettik. Mesela askerlere bakın!
Bölgede herkesi kucaklıyordu! Peki önceden böyle miydi? Devlet aklı!
Devam!
Şimdi Esad, daha doğrusu Şİİ olan yönetim, azınlık olarak kenara çekilecek ve kısa bir süre sonra SÜNNİ Türkiye herkesin önünde olacak. Şu an medya bilmiyor ama değişimi gören onlarca kral, şeyh ve prens paralarını Avrupa'ya kaçırıyor! Geleceğin ne olduğunu görüyorlar! Kürtler'i de içine alan Türkiye büyüyecek! Bölgeyi yönetecek. Huzur, kardeşlik ve güven içinde her renkten insan mutlu olarak hayatlarını sürecek!
Bunu bozmak için de AVRUPA'nın özellikle İngilizler'in adamları sahne almak isteyecek!
Kavga bize anlatılmadığı kadar büyük! PKK aslında PKK değil, Erdoğan'a olan düşmanlık aslında Erdoğan'la ilgili değil! Herkesin oyunu bozuldu! HASTA ADAM genç delikanlı olarak geliyor!
Ben sadece biraz önceden söylüyorum...
Askere ve MİT'e neden saldırdılar?
Çünkü 60 yıl onların istediği hedeflere yöneldi! İçeride komünist, İslamcı aradı durdu! Şimdi iseYABANCI arıyor!
Tabii rahatsız olurlar!
Rahatsızlıkları aralıksız devam edecek!
KESİN ve NET!
Gerisi teferruat!
Sadece aynı gemide olduğumuz bazı dostlarımız bunu anlamakta zorlanıyor!
Aynı gemideyiz ama arka kısma doğru koşmakta ısrar ediyorlar!
Faydası yok ki! BÜYÜK BİR ÜLKENİN VATANDAŞI OLMANIN KEYFİNİ ÇIKARIN!
ROTA belli!
Kaptan ne yaptığını biliyor!
MİÇOLARLA takılmayın!
BAĞLANTI ADRESİ
http://www.yeniakit.com.tr/haber/oyun-bozuldu-hasta-adam-genc-delikanli-olarak-geri-donuyor-85108.html
20 Temmuz 2015 Pazartesi
TBMM Başkanvekili Mehmet Naci Bostancı Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a TBMM Başkanvekili Bostancı vekalet edecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a TBMM Başkanvekili Mehmet Naci Bostancı vekalet edecek.
Vekalet kararı bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 41. yıldönümü kutlamaları vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ziyarette bulunacak. TBMM Başkanı İsmet Yılmaz'ın da Kıbrıs'taki kutlamalara katılması nedeniyle Cumhurbaşkanlığı makamına, TBMM Başkanvekili Bostancı vekalet edecek.
NACİ BOSTANCI KİMDİR?
Mehmet Naci Bostancı, 2 Ağustos 1957 tarihinde Amasya'da dünyaya geldi. Babasının adı Osman, annesinin adı Elif'tir. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset ve İdare Bölümünü bitirdi. Yüksek lisans ve doktorasını İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Bölümünde tamamladı. Zaman gazetesi başta olmak üzere, “Türkiye Günlüğü, Birikim” gibi çeşitli yayınlarda çok sayıda makalesi yayınlandı. 17 kitabı ve çok sayıda makalesi vardır.
Bir süre ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a siyaset danışmanlığı yaptı. 1989-1991 yılları arasında “Kültür Bakanlığı Müşavirliği” görevlerinde bulundu. 1998-2004 yılları arasında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Halka İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanlığı yapan Bostancı, Ağustos 2008 itibariyle Gazi Üniversitesi Rektör Danışmanlığına; 11 Mart 2009'da Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığına getirildi. 10 Mart 2011'da dekanlık görevinden istifa ederek, 12 Haziran Seçimlerinde AK Parti’den Amasya milletvekili olarak meclise girdi.
Ayrıca Bostancı; “Türkiye-Kırgızistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı, Türkiye-Kazakistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Genel Sekreteri” ve “Türkiye-İrlanda Parlamentolararası Dostluk Grubu” üyesidir.
Bostancı, sosyal değişme ve kimliksel dönüşüm, kitle iletişim teorileri, siyaset bilimi, siyaset tarihi, ikna kuramları, propaganda, ideoloji kuramı, kültürel dönüşüm konularında çalışmalar yapmaktadır.
Bostancı, 8 Ocak 2014 tarihinde TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı olarak göreve başladı. Aynı yıl Ak Parti Grup Başkanvekili seçildi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) Türk Grubu Üyeliği yaptı.
Bostancı 7 Haziran 2015 seçimlerinde yeniden milletvekili seçildi. TBMM Başkanvekilliği görevini üstlendi.
İleri düzey İngilizce bilen Bostancı, evli ve 2 çocuk babasıdır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a TBMM Başkanvekili Mehmet Naci Bostancı vekalet edecek.
Vekalet kararı bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 41. yıldönümü kutlamaları vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne ziyarette bulunacak. TBMM Başkanı İsmet Yılmaz'ın da Kıbrıs'taki kutlamalara katılması nedeniyle Cumhurbaşkanlığı makamına, TBMM Başkanvekili Bostancı vekalet edecek.
NACİ BOSTANCI KİMDİR?
Mehmet Naci Bostancı, 2 Ağustos 1957 tarihinde Amasya'da dünyaya geldi. Babasının adı Osman, annesinin adı Elif'tir. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset ve İdare Bölümünü bitirdi. Yüksek lisans ve doktorasını İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Bölümünde tamamladı. Zaman gazetesi başta olmak üzere, “Türkiye Günlüğü, Birikim” gibi çeşitli yayınlarda çok sayıda makalesi yayınlandı. 17 kitabı ve çok sayıda makalesi vardır.
Bir süre ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a siyaset danışmanlığı yaptı. 1989-1991 yılları arasında “Kültür Bakanlığı Müşavirliği” görevlerinde bulundu. 1998-2004 yılları arasında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Halka İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanlığı yapan Bostancı, Ağustos 2008 itibariyle Gazi Üniversitesi Rektör Danışmanlığına; 11 Mart 2009'da Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığına getirildi. 10 Mart 2011'da dekanlık görevinden istifa ederek, 12 Haziran Seçimlerinde AK Parti’den Amasya milletvekili olarak meclise girdi.
Ayrıca Bostancı; “Türkiye-Kırgızistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı, Türkiye-Kazakistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Genel Sekreteri” ve “Türkiye-İrlanda Parlamentolararası Dostluk Grubu” üyesidir.
Bostancı, sosyal değişme ve kimliksel dönüşüm, kitle iletişim teorileri, siyaset bilimi, siyaset tarihi, ikna kuramları, propaganda, ideoloji kuramı, kültürel dönüşüm konularında çalışmalar yapmaktadır.
Bostancı, 8 Ocak 2014 tarihinde TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı olarak göreve başladı. Aynı yıl Ak Parti Grup Başkanvekili seçildi. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİTPA) Türk Grubu Üyeliği yaptı.
Bostancı 7 Haziran 2015 seçimlerinde yeniden milletvekili seçildi. TBMM Başkanvekilliği görevini üstlendi.
İleri düzey İngilizce bilen Bostancı, evli ve 2 çocuk babasıdır.
27 Haziran 2015 Cumartesi
ÜMMET OLMALIYIZ BÖLÜCÜ OLMAYINIZ
Kapatılan Refah Partisi'nin milletvekillerinden Şevki Yılmaz dünkü yazısında AKP'nin seçim yenilgisinin nedenlerini yazdı.
Teşkilatta ehil olmayan kişilere görev verildiğine, bürokraside liyakatsiz kişilerin göreve getirildiğine, dalkavukların partiyi sardığına dikkat çeken Şevki Yılmaz, israf ve şatafa dikkat çekti.
Yılmaz, ehil olmayan isimlere görev verildiğini vurguladı. Teşkilat üyelerinin ‘poker ve lakırdı masalarından' ilim ve istişare masalarına dönmesi gerektiğini anlattı.
İşte Şevki Yılmaz'ın dünkü yazısından ilgili bölüm;
“Yeşil arazileri ucuza kapattırıp imara açtırtarak rant sağlattıran, adaletsiz imar ve ihale uygulamalarıyla haksız kazançlara sebep olan, belediye ve diğer devlet arazilerini ucuza başkalarına peşkeş çektirtenler mutlaka partiden ihraç edilmeli ve tüm sorumlular adalet önüne acilen teslim edilmelidir!
Hasbi tabanın ciğer yakan feryatlarına ve gözyaşlarına artık kulak vermeliyiz! Vakit ve nakit adamları dalkavuklardan acilen kurtulup, uyarıcı, hasbi dava ve vakıf adamlarıyla yola devam etmeliyiz!
Dalgakıran gibi devasa hizmetlerin görülmesini yanlışlıkları veya ihanetleriyle engelleyen “Rüzgâr kıranlar!” bir daha asla aday yapılmamalıdır!
Bürokrasideki ehliyetsiz, kişiliksiz, müsrif yöneticiler yerine emin, ehil ve sadık olan milli kadrolara hizmet kapılarını acilen açmalıyız!
Zavallı emeklinin ve asgari ücretle çalışanların nafakasını artırmayı popülizm gören zulüm yerine; başta belediyelerde ve bürokraside alabildiğine artarak devam eden makam aracı ve eşyaları değiştirme hastalığı vb. aşırı israf ve savurganlık belasının önüne acilen geçilmelidir!”
8 Haziran 2015 Pazartesi
SEÇİM OLSA GAYRİ MÜSLİMLER NE DER?
Davutoğlu dedi ki;
“Hiçbir güç karşısında eğilmemiz sözkonusu değildir!”
Bu, şu anlama gelir:
“Uluslararası güç odakları ve yerli işbirlikçileri Türkiye’de koalisyon istiyorlardı... Rakamlar onu gösteriyor ki, sayısal olarak CHP, MHP ve HDP arasında bir koalisyon kurulabilir!..
Ama bu denklemde AK Parti yoktur!.. Biz, bu oyunda yokuz!.. Varın, oynunuzu oynayın
BELKİDE: Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun demek istediği budur!..
Bu da demektir ki;
CHP, MHP ve HDP arasında bir “koalisyon” kurulabilmesi ihtimali vardır.
Bu iki parti yan yana gelip de bir “koalisyon” kurabilir mi??.. Kurarlarsa, bu; “tükürdüklerini yalamak” olmaz mı?.. MHP, böyle bir koalisyona gitmeden önce, herhalde “1999’da DSP ve ANAP’la kurduğu koalisyondan sonra, 2002’de baraj altında kaldığını” düşünecektir!..
TEK ÇARE ERKEN SEÇİM!
O halde, tek çözüm;
“Erken Seçim”e gitmektir!..
Bence, “hükümet kurma çalışmaları ile vakit kaybetmeye” hiç gerek yok... En kısa zamanda seçime gidilmelidir.
GAYRİ MÜSLİMLER NE DER?
Avrupa Birliği’nden seçim sonuçlarına yönelik olarak yapılan ilk kurumsal açıklamada yüzde 86’ya varan katılım oranının Türk demokrasisinin gücünün göstergesi olduğu belirtilerek “önümüzdeki dönemin AB-Türkiye ilişkilerinin güçlendirilmesi için fırsatlar içerdiği” vurgulandı.
HER HİKAYE BİR SEBEPLE VAR OLUR OKURSANIZ
"EMANET OYLAR GERÇEĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ"
HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, HDP'nin barajı aşmasıyla ilgili "Bizim aldığımız oyda bize emanet edilen oylar olduğu gerçeğini çok iyi biliyoruz. Hiç aklımızdan çıkarmayacağız. Sağ olsunlar var olsunlar" diye konuşmuştu.
Başörtüsü mücadelesinin öncü isimlerinden biri olan, 80 öncesinde ülkücü harekette yer alan HDP'nin İstanbul 1. Bölge 2. sıradan aday gösterilen milletvekili adayı Hüda Kaya, Meclis'e girdi.
80 ÖNCESİ ÜLKÜCÜYDÜ
Muhafazakar entelijansiyasının tanınan ismi Kaya, 1980 öncesinde fikren ve fiilen sıkı bir ülkücü olarak kendisini tanımlamaktaydı. 18 yaşında ilk kez Kuran'ı ile tanışan Hüda Kaya, hayatına yeni bir yön çizmeye karar vererek, başörtüsü takmaya karar vermiştir.
Iraklı bir Türkiye vatandaşıyla evlenerek, üç kızı ve iki oğul annesi olur. 9 yıllık evliliğini sonlandıran Hüda Kaya, boşandıktan sonra Malatya'da yaşamaya başlar.
MALATYA'DA BAŞLAYAN AKTİVİZM
Malatya'da küçük bir dükkan sahibi olan Hüda Kaya, aynı zamanda şehirde tefsir çalışmaları ile ilgilenmiş, sosyal, kültürel ve temel insan hakları ile ilgili gönüllü hizmetlerde bulunmuş ve yerel radyo programları çalışmaları gerçekleştirmiştir.
Hüda Kaya, kendi yaşamının merkezine koyduğu siyasi ideali başörtüsü yasağı olarak tanımlamıştır. Bunu sadece bir inanç meselesi olarak değil, kadınların tercihine yönelik bir zincir olarak da görür. Bu yasak konusunda da çeşitli dergilerde yazılar yazmıştır.
HÜDA KAYA VE OĞLU DGM'DE YARGILANDI
28 Şubat geldiğinde ise Hüda Kaya'nın artık sözleri bitirilmek istendi. Malatya'da İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin başörütü yasağı eylemlerinde ön saflarda yerini alan Kaya, kendi yazdığı "Ulusal Bir Heyecan Gecesi ve Başörtüsü" başlıklı yazısına açılan dava yüzünden işinden evine dönerken sokakta gözaltına alınıp tutuklandı.
Bir gün sonra ise Malatya'nın Akpınar Meydanı'nda gözaltına alınan 13 yaşındaki oğlu Muhammed Cihad da tutuklandı. Düşünce suçu olarak bilinen 312. maddeden DGM'de yargılanan Hüda Kaya, 20 ay cezaevinde kaldı.
İDAM İSTEMİYLE YARGILANDI
Hapis günleri bittikten hemen sonra aktivizm günlerine geri dönen Hüda Kaya, başörütüsü yasağına karşı eylemlere katılmıştı. Bu eylemlerden birinde Malatya İHL son sınıf öğrencileri olan üç kızı da bulundu. 1999'da 16, 17 ve 18 yaşlarındaki kızlar terörle mücadele ekipleri tarafından okul basılarak gözaltına alındı ve Hüda Kaya bu sefer de 146. maddeden üç kızıyla birlikte idam istemiyle yargılandı. Bazılarından birlikte, bazılarından da ayrı ayrı üç kızı ile Hüda Kaya cezalar aldı.
DAVALAR YÜZÜNDEN TÜRKİYE'DEN PAKİSTAN'A KAÇAR
Cezaevi günleri ve yeniden yargılanmalar sebebiyle Malatya'daki tek geçim kaynağı olan küçük mağazasını kapatmak zorunda kalan Kaya, cezaevinden çıktıktan sonra Malatya'da kendilerine kiralık ev dahi verilmediğini gerçekleştirdiği bir röportajında belirtmiştir.
Mecburen İstanbul'a dönen ancak eski hükümlü olduğu için geçimini sağlayacak bir iş bulamayan Hüda Kaya'nın hakkında daha onlarca dava bulunmaktadır. Kızı İntisar'ın 312. maddeden yargılandığı bir davadan ceza alması üzerine ülkeyi terketmeye karar vererek Pakistan'a kaçan Hüda Kaya bir yıl Pakistan'da kaldıktan sonra İstanbul'a döner.
Hakkında açılan davalardan ötürü Ağrı ve Malatya cezaevlerinde yatan Hüda Kaya'nın tahliyesinden bir ay sonra birbiri ardına kızları da Akşehir ve Bandırma cezaevlerine gönderilir. Kızlarından Nurulhak, tahliye edildikten kısa bir süre sonra trafik kazasında yaşamını yitirmiştir.
KANDİL'E GİDEREK PKK İLE GÖRÜŞTÜ
Mazlum-Der'in ilk üyelerinden biri olan Hüda Kaya, başörtüsü için verdiği mücadelenin daha geniş bir hak ve özgürlük mücadalesinin parçası olduğunu tanımlamıştır. 2011'de oğlu Muhammed Cihad, bir PKK operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanmıştır ve yargılamanın sonucunda da beraat etmesi üzerine Hüda Kaya, oğlu ile birlikte 2013 yılının Ramazan ayında, Kandil'e gitmiştir. PKK yöneticileriyle görüşürek, dağa çıkanların hikayelerini dinleyen Kaya, döndükten sonra izlenimlerini uzun bir yazı dizisi olarak kaleme alır. Hüda Kaya aynı zamanda Özgür Gündem gazetesinde de köşe yazarlığı yapmaktadır.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDE SUNUM YAPTI
Hüda Kaya, pek çok kadın platformunu kurdu ve aktif olarak çalıştı. Yurtiçi ve dışında kadın, Filistin, barış, inanç vb. konularda konferanslar veren Kaya, 2005'te Merve Kavakçı ile birlikte BM'de Türkiye'deki kılık kıyafet yasakları ve hak mücadelesi hakkında bir sunum yapmıştır.
Ürdün, Sudan, Pakistan, İran, Keşmir, Lübnan ve Filistin mülteci kamplarına giden Hüda Kaya, Kardelen Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğini kurmuş ve halen başkanlık görevini yürütmektedir. Uluslararası Müslüman Kadınlar Birliği üyesi olan Hüda Kaya aynı zamanda Uluslarası Müslüman Kadınlar Birliği'nin Türkiye delegesidir.
Demokratik İslam Kongresi Şura Meclisi üyesi olan Hüda Kaya, HDP'de de iki dönemdir MYK üyeliğini yürütmüştür. 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri'nde de HDP İstanbul 1. Bölge 2. Sıradan Milletvekili adayı seçildi.
6 Haziran 2015 Cumartesi
OY KULLANIRKEN -İSTEDİĞİNE VER!-
OY KULLANIRKEN
-İSTEDİĞİNE VER!-
GAVURUN GÖREVİNİ ÜLKEMİN VATANDAŞLARI TAMAMLIYOR OLMUŞLAR
SEVMESEN DE DEVLETİNE BAŞKANINA SAHİP ÇIK SURİYE IRAK OLMASIN
BAZILARI ÇALIP ZULMEDİYOR DİYE MİLLETİNE BAŞKANINA İHANET ETME
Dünya basınının iki devi New York Times ve BBC Twitter hesaplarından yapılan skandal paylaşımlarla Cumhurbaşkanı Erdoğan hedef yaptı.
Diyarbakır'da bombaların patlamasıyla aynı saatlerde saldırılara dünya medyasının iki önemli ismi New York Times ve BBC' de aynı başlıkları kullanarak katıldı. Taraf, Cumhuriyet, Zaman, Hürriyet ve Sözcü işi beceremeyince topa NYT ve BBC girdi. BBC ve New York Times, Sözcü gibi son derece seviyesiz bir dil ve üslupla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırmaya başladı.
İKİ GAZETEDEN DE AYNI BAŞLIK
Bir asırdan fazla zamandır siyonist bir aileye ait olan New York Times'ın Twitter hesabından "Hangi liderin Beyaz Saray'ın 30 katı büyüklüğünde, 1150 odalı sarayı var?" paylaşımında bulunuldu. BBC ise bir yalanı Twitter paylaşımı yaparak "Hangi ülkenin lideri altın klozete sahip olmakla suçlandı?" diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saldırıldı.İki gazetenin seçimlere saatler kala aynı başlığı kullanarak manipülasyon yapması dikkat çekti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- VAHDEDDİN HOCA
- https://www.facebook.com/VAHDED.HOCA SİTEMİZİ ZİYARET EDİP ÜYE OLURSANIZ ÇALIŞMALARIMIZA DESTEK VERMİŞ OLURSUNUZ ALLAH cc CÜMLE MÜMİNLERDEN RAZI OLSUN.

VAHDEDDİN HOCA 



